1444 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buharî
«Şehâdât», «Hums» ve «Nikâh» bahislerinde; Nesâî «Nîkâh»da muhtelif râviîerden
tahrîc etmişlerdir.
Babımız hadîsi ile ondan
sonra gelecek Hz. Âişe kıssası süt emmekle hürmet sabit olduğunu isbât
etmektedirler. Emziren kadınla emen çocuk arasında bu hükmün sabit olduğuna
icmâ-ı ümmet vardır. Emziren kadın, emen çocuğun annesi olur; birbirleri ile
nikâhlanmaları ebediyyen haramdır. O çocuk şer'an kendi annesinin hangi uzvuna
bakmağa me'zun ise süt annesinin de aynı uzvuna bakabilir; onunla yalnız başına
bir yerde kalabilir; beraberce sefere gidebilirler. Yalnız annelik hukuku her
cihetten sabit olmadığı için aralarında miras, nafaka gibi şeyler cereyan etmediği
gibi, çocuğun süt annesi lehine şâhidîiği kabul olunur; süt anne nâmına diyet
vermesi icâbetmez; süt oğlunu öldürmekle anneden kısas sakıt olmaz. Bu gibi
ahkam hususunda iki taraf birbirine yabancı gibidirler.
«Süt doğumun haram
kıldığı her şeyi haram kılar.» ifâdesi hakkında Hattâbî şunları söylemiştir:
«Bu hadîsin lâfzı âmm, mânâsı hâsstır. Şöyleki : Emen çocuğa bizzat süt anne
ile zî rahim (yâni yakın) akrabasının nikâhları haram kılınması hususunda süt,
neseb gibidir; fakat çocukla onun yakın akrabası hakkında hüküm böyle değildir.
Zîra kadın bir çocuğu emzirmekle onun annesi olur; artık gerek kadının kendisi,
gerekse yakın akrabası o çocuğa haram olur; ama kadın süt oğlunun babasına ve
sair yakın akrabasına nikâh edilebilir; yalnız süt oğlunun oğullarına nikâhı
haramdır. Bu nedenle bu hususta süt meselesi bir taraftan umum, bir taraftan
husus arzeder.» Bu babda şöyle bir kaide vardır : Emenin emzirene nefsi haram;
emzirenin emene nesli haramdır.»
«EI-Tevdîh» sahibi bu
hadisin âmm olduğunu ve neseb cihetiyle nikâhları haram olan her sınıf insanın
süt ciheti ile de haram olduğunu, bunun hiç bir müstesnası bulunmadığını
söylemişse de bu bâbda neseb ile süt arasında bâzı farklar vardır. Meselâ :
1- Bir kimse bâzı
hallerde süt kardeşinin veya süt kız kardeşinin annesi ile evlenebilir. Bu
haller üç surette tasavvur olunur ;
a) Neseben kardeşinin
veya kız kardeşinin süt annesini nikâhla almak caizdir.
b) Süt kardeşinin veya
süt kız kardeşinin neseben annesini nikâhla almak caizdir.
c) Süt kardeşinin süt kız
kardeşinin süt annesini almak caizdir. (Yâni beraberce bir kadından süt emen
çocukların başka süt anneleri varsa bu çocuklara nikâhları caizdir.) Lâkin
neseben kardeşinin veya kız kardeşinin annesi ile evlenmek bu suretlerin hiç
birinde caiz değildir. Çünkü bir kimsenin neseb ciheti ile kardeşini veya kız
kardeşinin annesi yâ öz annesi yahud üvey annesidir. Bunların İkisi de o
kimseye haramdır.
2- Süt oğlunun kız
kardeşi ile evlenmek caizdir. Fakat neseben oğlunun kız kardeşi o kimsenin ya
kendi kızı yahut üvey kızıdır. Süt oğlunun kızkardeşi böyle değildir.
3- Süt kardeşinin kız
kardeşini almak caizdir. Nitekim bâzı hallerde neseben kardeşinin kız kardeşi
ile evlenmek de tasavvur olunabilir. Meselâ: Bir adamın ilk. karısından bir
oğlu, ikinci karısının da ilk kocasından bir kızı olsa, bu oğlanla kızın
evlenmeleri caizdir. Bu adamın ikinci karısından doğacak çocuğa nisbetle
evlenen oğlan, neseben kardeşinin kız kardeşini almış olur. Hâsılı neseb
cihetinden haram olmayan bir şey süt cihetinden de haram değildir; fakat bâzan
süt cihetinden haram olmayan, neseb itibariyle haram olur.
4- Süt cihetiyle torunun
annesini almak caizdir; lâkin neseb itibariyle bu caiz değildir.
5- Süt çocuğunun nenesi
ile evlenmek caiz; fakat neseben çocuğunun nenesini almak haramdır. Zîra
neseben çocuğunun nenesi o kimsenin ya öz yahut üvey annesidir.
6- Bir kadın süt
kardeşinin babası ile evlenebilir; ancak neseben kardeşinin babası ile
evlenmesine imkân yoktur, çünkü kendi babasıdır.
7- Süt amcasının annesi ile
evlenmek caiz; öz amcasının annesi ile evlenmek caiz değildir.
8- Süt dayısının annesi
ile evlenmek caiz; öz dayısının annesini almak haramdır.
9- Bir kadın süt kızının
kardeşi ile evlenebilir; ama neseb cihetinden bu mümkün değildir.
Kadının kocası, o
kadından süt emen çocuğun süt babası olur. Bu babda nazar-ı i'tibara alınan
koca, kadının sütüne sebep olan kocasıdır. Sahabe ve tabiîn devirlerinde bu
hususta bir hayli ihtilâf edilmişse de sonraları ittifak hasıl olmuş; muhalefet
edenler pek az kalmıştır.
Ashâb-ı kiramdan kocanın
süt baba olduğuna yâni emen çocukla emziren kadının kocası arasında da hürmet-i
radâ'ın sübutuna kaail olanlar: İbni Abbâs ile bir rivayete göre Âişe
(Radiyallahu anha) Tabiînden: Urvetü'bnu Zübeyr, Tâvus, İbni Şihâb, Mücâhid,
Ebu'ş-Şa'sâ', Câbir b. Zeyd, Hasan-ı Basrî, Şa'bî, Salim, Kaasim b. Muhammed ve
bir rivayette Hişâm b. Urve; mezhep imamlarından: Ebu Hanîfe, Mâlik, Şafiî,
Ahrned b. Hanbel ile bunların mezheplerinde bulunan diğer ulema, Sevrî, Evzâî,
Leys, İshâk ve Ebu Sevr hazerâtıdır.
Süt emen çocukla emziren
kadının kocası arasında hürmeti radâ' sabit olmadığına kaail bulunanlar
sahâbe-i kiramdan: İbni Ömer, Câbir b. Abdillâh, Râfi' b. Hadîc, Abdullah b.
Zübeyr (Radiyallahu anh) ile Tabiînden: Saîd b. el-Müseyyeb, Ebu Selemete'bnu
Abdirrahman, Süleyman b. Yesâr ile kardeşi Atâ' b. Yesâr, Mekhul, îbrâhîm
Nehaî, Ebu Kılabe ve îyâs b. Muâviye hazerâtı; mezhep imamlarından da İbrahim
b. Uleyye ile Dâvudu Zahirî'dir. Maamâfih ma'ruf olan rivâyete göre bu meselede
Dâvudu Zahiri dört mezhebin imamları ile beraberdir. Şu halde yalnız İbni
Uleyye müstesna olmak üzere emziren kadının kocası ile emen çocuk arasında
hürmeti radâ'ın sübut bulduğuna bütün ulemâ ittifak etmişler demektir. Onlara
göre kadının emzirdiği çocuk, kocasının da süt çocuğu, kocasının çocukları onun
kardeş ve kız kardeşleri olduğu gibi, kocasının kardeş ve kız kardeşleri
çocuğun süt amca ve süt halaları olur. Süt çocuğunun çocukları da süt babanın
torunları hükmüne girer.
Emziren kadının kocası
ile emen çocuk arasında süt ahkâmı sabit olmaz diyenler, nikâhı haram olan
kadınları beyân eden âyet-i kerîmede süt kız ile süt halanın zikredilmemiş
olmaları ile istidlal ederler.
Cumhur-u ulemâ ise
bahsimiz hadîsleri ile istidlal etmiş; ve muhaliflere: «Bu âyette süt kız ile
süt hala gibi kimselerin nikâh edilebileceğine delâlet eden bir nass yoktur.
Zîrâ bir şeyin zikredilmesi, hükmün o şeyden başka hiç bir yerde sabit
olamayacağına delâlet etmez. Bu mesele deliller arasında muâraza bulunmadığı
zaman bile böyledir. Kaldı ki bu bâbda sahîh hadîsler vardır.» diye cevâp
vermişlerdir.